Yeni Yılda Neler Yapılabilir?

 

 

 

Yeni Yılda Neler Yapılabilir?

 

Tabii, kader Allah'ın takdiri... O ne dilerse, onu takdir edecek tabii. Dua ederiz ki, Allah bize hayırları mukadder eylesin, alın yazımıza, kaderimize hayırlar yazsın... Ama bizim için önemli olan, artık yeni bir yıl başlıyor, bu yılda neler yapabiliriz; onu hatırlatmak... Önceden hatırlatıyoruz. Bizim radyomuzun, konuşmalarımızın esas amaçlarından birisi, ibadet zamanlarını kardeşlerimize önceden hatırlatmak...

Bir kere böyle yeni bir ay başlayınca ne yapabiliriz?.. Peygamber SAS Efendimiz'in tavsiyesi: "Bir insan kamerî bir ayın başında, ortasında, sonunda oruç tutarsa; bütün ayı oruçlu geçirmiş gibi olur."

Bu, bir genel kaidenin oruca aksetmesidir. Genel kàide nedir: Allah bir iyiliği on misli ile değerlendiriyor, daha da fazla olabiliyor. Üç gün oruç tutarsa, on misli otuz gün eder. Demek ki, en aşağı mükâfat olan on misli ile bile mükâfâtlandırsa, hakîkaten bir ay oruç tutmuş gibi olacağını rakamlar da gösteriyor. Peygamber Efendimiz de buyurmuş.

O halde, biz de bu yeni yılı oruçla karşılayalım, sevgili kardeşlerim! Bu cuma gününden ilk hatırlatacağım ibadet, sevap kazanma kapısı, vesilesi, aracı, vasıtası bu... Bir kere yarın ve öbürgün oruç tutalım! "Bakalım Ramazanda tutmuştuk orucu, sevmiştik. Arada oruç tutmaya tutmaya, oruca hasret kaldık, özledik." diyelim, oruç tutalım ve Allah-u Teàlâ Hazretleri'ne dua edelim:

"--Yâ Rabbi, ben bu yeni yıla kendi nefsimi oruçla itaate zorlayarak, bazı şeyleri yapmamaya zorlayarak, sevdiğin bir ibadetle açıyorum, başlatıyorum. Sen bu yeni yılımı ve bundan sonraki mütebâkî bütün ömrümü böyle günahlardan uzak, günahlardan sakınarak, sevdiğin vech üzere, iyi bir müslüman olarak, kâmil bir müslüman olarak geçirmeyi nasib et yâ Rabbi!" diye, bir kere oruçla başlayalım!

Bu önemli bir karar... Yarın ve öbürgün inşaallah oruç tutarız, Muharremin ortasında da oruç tutarız, sonunda da oruç tutarız. Böylece bu ayın tamamını oruçla geçirmiş gibi olmayı sağlamış oluruz.

Tabii, bir geçmiş sene var. Özel, kendi hayatımız için de, bu geçmiş seneyi değerlendirmeliyiz. Hatıra defteri tutuyorsak, şöyle bir sayfaları karıştıralım; veyahut tutmuyorsak, hafızamızı yoklayalım: Bu geçtiğimiz sene nasıl geçti?.. İyi mi geçti, kötü mü geçti?.. İyi şeyler mi yaptık, kendimiz memnun muyuz yaptıklarımızdan; yoksa üzücü şeyler mi yaptık, pişman mı olduk sonunda?..

Geçmiş sene için, bir kere tevbe ve istiğfar eyleyelim!.. Tevbe ve istiğfar her zaman için geçerlidir. Tevbe ve istiğfarın şartı da tabii, bir daha günahı işlememeye azm ü cezm ü kasd etmektir. Ne demek?.. Azmetmektir. Cezm etmek, kuvvetli karar vermek; kasd etmek de yönelmek demek... Yâni, "Bu günahları işlemeyeceğim şeytana uymayacağım, Allah'a asi olma durumuna düşmeyeceğim!" diye iyi insan olmağa, iyi şeyler yapmağa azmetmek tevbenin şartıdır. Geçmiş günahların bağışlanmasının şartı, bir daha onları yapmamağa kesin karar vermektir.

Biz de kesin kararlı bir tevbe, tevbe-i nasuh ile tevbe edelim muhterem kardeşlerim!

Herkes hacca gitmedi ama, hacca giden kardeşlerime sesleniyorum. Onlar yavaş yavaş yurda dönüyorlar. Büyük bir kısmı döndü, bir kısmı da daha dönmek üzere... Mekke-i Mükerreme'de, Medine-i Münevvere'de gördüm.

Bir insan haccettiği zaman, bütün günahları affolunmuş oluyor, tertemiz oluyor. Annesinden doğduğu günkü gibi oluyor. Onların da artık, "Ben hacca gitmiştim, günahlarım silinmişti. Aman defterime tekrar gölge düşmesin, kara yazı yazılmasın, günah yazılmasın!" diye onların da dikkat etmesi lâzım!.. İyi müslüman olmağa çalışması lâzım, bir de başkalarının iyi müslüman olması için, daha çok gayret göstermesi lâzım!.. Çünkü onlar artık, özel eğitimden geçen daha bilgili, deneyimli, mübarek müslümanlar oldular.

Günahlara tevbe etmek lâzım! Tabii, şairler diyor ki: "Mâzî geçmiştir, yapılacak bir şey yok... Yâni yapılmışsa, ne yapalım, olmuş, bitmiştir. İstikbal de, belli değil. İçinde bulunduğun zaman önemli..." İçinde bulunduğumuz her zamanı iyi değerlendirmeğe gayret edelim!..

Bu da daima insanın kendi kendisine: "Ben ne yapıyorum; doğru mu yapıyorum, yanlış mı yapıyorum?" diye sormasıyla mümkündür. Bundan sonra, bu yeni yılda adet edinelim, her şeyi yaparken, "Ben niçin yapıyorum?" diye kendi kendimize sormalıyız. "İşte Kur'an'a emredilmiş, ondan... Peygamber Efendimiz hadis-i şerifte buyurmuş, ondan... Bunu böyle yapmak müslümanlar için hayırlı, onun için yapıyorum... Bunu böyle yapmak ahiret için sevaplı, onun için yapıyorum..." diye, iyi şeyleri yapmaya niyetlenmeliyiz.

Yaptığımız şey eğer İslâmî değilse; "Ben bunu yapıyorum ama, bu İslâmî değil; hıncımdan, kinimden yapıyorum, kızgınlığımdan yapıyorum... Veya nefsime uyduğumdan yapıyorum, veya işte şeytana uyduk, yapıyoruz..." filân gibi, böyle bir durum sezinlediyseniz, derhal o işten vazgeçmeye de, kendinizi alıştırmanız lâzım!.. Yâni kendimizi tutmaya alıştırmamız lâzım!..

Bir de, önümüzdeki yıl için güzel güzel projeler yapalım! Kendi şahsımız için proje yapalım, bir... "Ben önümüzdeki yılda hangi esaslara uyarak, hangi ana prensipleri sıkı bir şekilde uygulayabilirim?" Bu bir...

Ailemiz için program yapalım: "Çoluk çocuğuma İslâm'ı öğreteceğim! Her gün Kur'an-ı Kerim'den birkaç ayet okuyacağım, ezberleyeceğim, anlatacağım... Her gün birkaç tane hadis-i şerif okuyacağım, anlatacağım... Evimiz bir medrese olacak, bir ilim yuvası olacak bir mektep olacak; İslâm'ın öğretildiği mübarek bir yuva olacak... Çoluk çocuğuma da öğreteceğim." Bu da ailevî bir karar. Veyahut, "İşte önümüzdeki sene hacca hazırlanalım! şimdiden hacca niyet edelim!" diye güzel projeleri düşünmek.

Bir de ictimâî hazırlık, yâni toplumsal olarak, bütün müslümanların birtakım şeylere hazırlanması; bu da çok önemli... Şimdi bunu da tabii, aydın müslümanlar, münevver müslümanlar, mütefekkir müslümanlar, alim müslümanlar, lider müslümanlar; gruplarının başında olan, önünde olan, İslâmî meseleleri iyi bilen müslümanlar ayarlayacak.

"Bu sene İslâm için topluca neler yapabiliriz?.. Ne gibi güzel kararlar alırız? Şehrimizde neler yapabiliriz, oturduğumuz beldemizde neler yapabiliriz, ülkemizde neler yapabiliriz?.. İslâm ülkeleri arasında topluca, grup halinde neler yapabiliriz?.. Ve dünyaya açılmış bir İslâmî çalışma olarak neler yapabiliriz?.. İslâm'ı başka nerelere yayabiliriz, nasıl tanıtabiliriz, nasıl reklamını yapabiliriz?.. Nerelerde, ne gibi çalışmalar yaparsak, İslâm oralara yerleşir?.. Nerelerde ne kadar müslüman var?.. O kardeşlerimizle tanışıp, acaba onlara yardımcı olabilir miyiz?.. Onlardan istifade edebilir miyiz?" diye, bir de ictimâî planlamalar yapmalıyız.

Yâni, şahsî, ailevî, beldeye ait, devlete ait, bir de devletler arası sahaya ait planlamalar yapalım! Çünkü, bu planlamaları yapıp müzakere ettikçe, toplu hareket ettikçe, tabii İslâm kalkınacak.

Bakın, İslâm ülkeleri kendi aralarında güzel işbirliği yapsalar, kendi aralarında ekonomik işbirliği yapsalar, kendi aralarında kültürel işbirliği yapsalar, ne kadar güzel şeyler olur.

Şimdi biz hac ve umre mevsiminde, buradaki yayınları, gazeteleri görmedik, dergileri takib etmedik, televizyonlardan uzak, mübarek bir hayat sürdük. Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere'de böyle müstehcenlik yok, ibadet var. Herkes beş vakit namazı ya Mescid-i Haram'da, veya Mescid-i Nebevî'de kılmaya çalışıyor. Herkeste bir ibadet aşkı var... Erkenden kalkılıyor. Sabah namazı bize göre çok erken kılındığı halde, herkes sabah namazına değil teheccüd namazı kılmağa Harem-i Şerif'e gidiyordu. Güzel, melek gibi bir hayat, meleklerin yaşantısı gibi sevaplı bir hayat...

[Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et!] (Nahl: 125) Yâni Allah'ın yoluna çağıracağız, burda durma yok... Nasıl?.. Hikmet ile, güzel öğüt ile ve en güzel bir çalışma ile, gayret sarfetmek ile...

Mücadele edeceğiz, mücadele şart ama, fazilet mücadelesi bu... Tatlı bir mücadele, insanlara mutluluk götürecek bir mücadele, kötülüklerin engellenmesini sağlayacak bir mücadele, iyiliklerin hakim olmasını sağlayacak bir mücadele...

Sevgili kardeşlerim, cumanızı tebrik ederim ve yarın veya öbür gün girecek olan yeni yılınızı tebrik ederim. Allah nice nice yıllara sizi mutlulukla, sağlıkla, afiyetle, huzur ve saadetle ve yolunda yürüyen iyi bir mü'min olarak erenlerden eylesin... Ömrünüzü rızasına uygun geçirmeğe muvaffak eylesin... Dolgun, hayırlı, verimli çalışmalar yapıp, rızasını kazanmayı nasîb eylesin... Dünyada ahirette bahtiyar eylesin... Cennetiyle, cemâliyle müşerref eylesin...

İnsanın şahsen iyi bir müslüman olmasını ben takdirle karşılıyorum, kendisini kurtarmış oluyor. Ama başkalarının da iyi olması için çalışmak daha güzel olduğu için, onu da özeniyorum, tavsiye ediyorum, temenni ediyorum. İnsan sadece kendisini kurtarmağa çalışmamalı, başka insanları da kurtarmağa çalışmalı; yâni sosyal yönü kuvvetli çalışmalar yapan bir müslüman olmalı!..

Hepinizin böyle, arkanızda eser bırakan müslüman olmanızı; arkanızda doğru yola çekmiş olduğunuz insanların, veya insanların istifade edip dua ettiği eserlerin bırakılmış olmasını temenni ediyorum.

İnşaallah, çalışmalarınızla nice insanlar doğru yola gelip, hidayete erer... Yaptığınız hayır hasenatla nice insanlar size hayır dualar ederler... Dünyanız, ahiretiniz mâmur ve mes'ud olur. Temenni ediyorum, öyle olsun...

Allah-u Teàlâ Hazretleri hepinizden razı olsun...

Pr.Dr Esad Çoşan

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !